Atatürk’ün Cumhuriyeti ilan etmesi ile ülkemizde neler değişti ve şimdi ne durumdayız? Bazen geçmişi ve bu günü kıyaslamak, tarihten ders almak gerekir! Tarihi çarpıtanlara inat, gerçekleri yazmak, yeni kuşakları aydınlatmak zorundayız! Cumhuriyet Bayramı’nın anlam ve önemi ancak böyle anlaşılır.
Osmanlı’nın yıkılışı ile birlikte ve uzun süren savaşlarla yorgun ve yoksul düşen halk, Atatürk’ün önderliğinde bağımsız bir Cumhuriyet’in özgür bir yurttaşı oldu.
Kulluktan, vatandaşlığa yükseldi. Halk yönetimde söz sahibi olurken, cumhuriyetin reformları da ardı ardına geldi.
Zaferin yalnızca cephede kazanılmayacağını bilen Atatürk, büyük bir kalkınma hamlesi başlattı. “Muasır medeniyet seviyesine” gelmek için, ülkeye can verecek fabrikalar kuruldu. Ekonomi çarklarının dönmesi ile birlikte, bankalar ve ilk milli sigorta şirketi kuruldu. Yabancıların elindeki demiryolları millileştirildi. Ülke demir ağlarla örüldü.
Toprak reformu gerçekleştirilerek, tarım geliştirildi. Atatürk; “ Köylü milletin efendisidir.” Diyerek tarım alanında köylüye destek verdi.
Yabancıların elindeki limanlar, tersaneler satın alınıp, millileştirildi.
Ülkede milli eğitim seferberliği başlatılarak, cumhuriyet öncesi çok düşük olan okur_ yazarlık sayısı hızla arttırıldı.
Kadınlara Avrupa’dan önce seçme ve seçilme hakkı tanındı. Türkiye’nin dünya ile entegrasyonunu sağlamak için, milletlerarası saat, takvim, ölçü ve rakamlar kullanılmaya başlandı.
Tarihi ve dili korumak için kurumlar oluşturuldu. O kısacık zaman diliminde genç Türkiye Cumhuriyeti, geri kalmışlığın üstesinden gelmeyi başardı.
Peki bu başarıyı sürdürebildik mi günümüze kadar derseniz? Hayır başaramadık. Eskiden kendi kendine yeter bir ülkeyken ve kendi tarımımızla kendimizi doyurabilirken, şimdi pek çok ürünü dışardan alan bir ülke konumuna düştük. Çiftçi yeterince desteklenmediğini söyleyerek yönetimi protesto ediyor. Tarım adeta can çekişiyor!
Fabrikalar, limanlar, tersaneler bankalar hepsi bir bir özelleştirme adıyla yabancılara satıldı.
Eğitimde kalitenin düştüğü istatistiki verilerle ortaya dökülüyor! Sağlık da özelleştirildi. Şimdi “ para için bebek öldüren çeteler” “ Diyaliz çeteleri” gibi dehşet haberlerle sarsılıyoruz.
Demiryolları yerine karayollarına ağırlık verince, petrole bağımlı, bir toplum olduk. Cumhuriyet döneminde Osmanlı’dan kalan borçlar ödenmiş, dış borçlanmadan kaçınılmışken, şimdi borç içinde bir ülke haline geldik! Pek çok konuda dışa bağımlıyız.
Hayat çalışanlar için de, işsizler ve yoksullar içinde zorlaştı. Ekonomik krizler halkı daha çok yoksullaştırırken, küçük bir azınlığı çok zenginleştirdi. Hani diyorlar ya ; “
Cumhuriyet kuruluş ayarlarına dönsün.” Diye. Bu belki de kurtuluşumuz olur, ne dersiniz?